Ürün Güvenliği ve Sorumluluğu

Üretici ve tüketicileri yakından ilgilendiren Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde  “Ürün Güvenliği ve Sorumluluğu”konusuna genel hatlarıyla paylaşmak istiyorum.

Tüketicilerin evrensel haklarından birisi de sağlık ve güvenlik hakkıdır. Tüketicilerin satın aldığı, kullandığı ve tükettiği ürünlerin; sağlık ve güvenlik yönünden risk ve tehlike oluşturmaması gerekmektedir.

Ürün güvenliğinin sağlanması ve üreticinin sorumluluğu, dünyadaki gelişmelerle birlikte ülkemizde de bu konu üzerinde yeni yasal düzenlemelerin yapılması ihtiyacını doğurmuştur. Bu yasalaşma çalışmaları çerçevesinde ilgili üretici ve dağıtıcı firmaların piyasaya güvenli ürün sunma yükümlülükleri 1995 tarihinde yürürlüğe giren 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili yönetmeliklerle düzenlenmiş olup, tüketicinin korunması hedeflenmiştir.

Piyasaya arz edilecek her ürünün, insan sağlığı, can ve mal güvenliği, hayvan ve bitki yaşam ve sağlığı, çevre ve tüketicinin korunması açısından asgari güvenlik koşullarını sağlaması gerekmektedir.

Güvenli ürün, normal kullanım koşullarında tüketiciler için risk taşımayan veya kabul edilebilir ölçülerde risk taşıyan ve yukarıda bahsedilen temel gerekler bakımından azami ölçüde koruma sağlayan ürünü ifade eder.

Piyasaya güvenli ürün sunmakla yükümlü olan üretici karşısında sosyal devlet anlayışı çerçevesinde sözleşmenin zayıf tarafını oluşturan tüketicilerin korunması ve aydınlatılması ilkesinin de benimsenmesiyle birlikte üreticinin sorumluluğu kavramı önem kazanmıştır.

Avrupa Birliği Ürün Sorumluluğu Konsey Yönergesi ile paralel olarak ülkemizde de benimsenen sorumluluk sistemi; üreticinin kusurlu davranışını değil ürünün ayıplı olmasını temel almakta ve ayıplı ürünün neden olduğu ölüm veya yaralanmadan kaynaklanan zararlar ile ayıplı ürün dışında diğer mallarda meydana gelen ‘’ayıbı takip eden zararlar’’ın tazminini öngörmektedir.

Her ne kadar değişik kanunlarda tüketiciyi korumaya yönelik düzenlemeler yer almış olsa da 1995 tarihinde yürürlüğe giren 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve 2000 yılında kurulan ilk tüketici mahkemesi ile birlikte tüketicinin yasadan doğan haklarını daha hızlı ve kolay bir şekilde elde edebilmesi sağlanmıştır.

Günümüzde ayıplı mal satın alan tüketiciler; tüketici mahkemelerinde açtıkları davalar neticesinde kanunla tüketiciye sağlanan bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malı ayıpsız misliyle değiştirme veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarını talep edebilmektedirler.

Tüketicinin korunması ile ilgili olarak yapılan bu çalışmalarla bir yanda para ve bilgi yönünden kendisinden güçlü olan deneyimli, örgütlü ve profesyonel üreticinin diğer yanda ise alıcı veya hizmetten yararlanan kişi konumundaki zayıf ve bağımlı tüketicinin taraf olduğu sözleşmelerde, taraflar arasındaki eşitsizliğin tüketici aleyhine doğurabileceği olumsuzlukların önüne geçilmesi hedef alınmaktadır. 

Av. Alev ÜSTÜNGEL