Mülkiyet hakkı; 1924,1961 ve 1982 Anayasası’nın da 35. Maddesi ile korunma altına alınmış olan temel haklarımızdan en önemlilerinden biridir. Mülkiyet hakkı ancak kamu yararının varlığı halinde ve yasalarla kısıtlanabilmektedir. Anayasamızın 46. maddesi “Devlet ve kamu tüzel kişilerinin özel mülkiyete konu olan taşınmazları, kamu yararı amacıyla ve bedelini peşin ödemek suretiyle, malikin rızası olmaksızın elinden alınması” demektedir. Bir kimse, ancak kamu yararının varlığı halinde ve kanunda belirtilen şartlar altında mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Ülkemizde halen uluslararası kanunlarla da korunduğu halde idare tarafından kamulaştırmasız el atma halleri mevcuttur. Kamulaştırma; idarenin kanunlara uygun bir şekilde bedelini peşin ödeyerek özel mülkiyete konu olan taşınmaza fiilen el koymak suretiyle taşınmazı kamu yararına tahsis etmesidir. Ancak günümüzde idare, kamulaştırma kararı almadan ve taşınmaz sahibine kamulaştırma bedeli ödemeden özel mülkiyete konu yeri el atmak suretiyle kamulaştırmaktadır. Bu durum kanunlara aykırı olup özel mülkiyete sahip olan kişiye yargı yolunu açmaktadır.
İdarenin hukuka aykırı eylemi karşında özel mülkiyete konu taşınmaz sahibinin dava açmak suretiyle kamulaştırmasız el koyma dolayısıyla mülkiyetinin karşılığında bedelini talep etme hakkı mevcuttur. Taşınmaz sahibinin el konulan taşınmazın bedelini talep ederek dava açması halinde taşınmazın el koyma tarihindeki bedeli değil, mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki değerinin belirlenerek tahsiline karar verileceği de açıkça vurgulanmış ayrıca bu dava için bir zamanaşımı süresi de mevcut değildir. Daha önceden dava açmış ve davaları zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş olan özel mülkiyetine kamulaştırmasız el atılmış ve bedelini tahsil edememiş olan kişilerde yeniden dava açabileceklerdir.
Kişinin en temel haklarından biri olan mülkiyet hakkı kanunlarımızda yapılan son değişikler neticesinde güvence altına alınmış olup bugüne kadar idarenin kamulaştırmasız el atma eylemi neticesinde mağdur olmuş kişiler tarafından dava yoluna gitmek suretiyle haklarını arama yolunun önü açılmış bulunmaktadır. Halk arasında torba yasa olarak bilinen ve daha çok vergi affını içeren maddeleri ile gündeme gelen 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile kamu kurum ve kuruluşlarının haksız yere el atmak suretiyle kullandığı yerler için talep edilen kullanım hakkı bedellerinin ödenmesi için her kurumun yıllık bütçesinin %5’inin kaynak ayırma zorunluluğu getirilerek, bu bedellerin tahsilinin de önü açılmıştır.
Birçok vatandaşımız kamu kurum ve kuruluşları tarafından mülkünün kullanıldığının ve bedelinin ödenmediğinin farkında dahi olmadıklarından, talep edebilecekleri haklarını arayamamaktadır. Önümüzdeki sayımızda kamu kurumlarının özel mülkiyete müdahalelerini en çok ne şekilde ve hangi alanlarda rastlanıldığını yine buradan okuyabilirsiniz.
Av. Alev ÜSTÜNGEL

